Biz insanoğlu öyle zamanlar yaşarız ki; bazen çareyi kendimizden kaçmakta ararız.
Ama bu sadece kendimizi aldatmaktan başka bir şey değildir.
Bir insan kendisinden ruhundan benliğinden canında nasıl kaçabilir?
Hayat her zaman bizlere güllük gülistan bir yaşam sunmaz.
Hayat yolunda bazen keskin virajlar karşımıza çıkar.
Bazen aşılmaz sandığımız dağlar tepelerle karşılaşırız
Bunları aşmak için çaba göstermemiz gerekir neden çareyi en kolayı yol olan kaçmakta ararız ki?
Kendinden kaçan insan aslında kendisinden korkuyor demek değil midir?
Bir insan neden kendisinden korkma gereği duyar?
İnsan olarak bazen hata yapabiliriz.
Hayatımızda her zaman işlerimiz istediğimiz şekilde gitmeyebilir
O zaman hemen kaçalım mı?
Hayat bu; dikenli yolları mutlaka olacaktır.
Güllere ulaşmak istiyorsak dikenine katlanmak zorunda olduğumuzu neden unuturuz ki…
İnsan neden kendinden kaçar…
Neden gerçekleriyle yüzleşmekten korkar.
Aslına bakılırsa insanın en büyük sığınağı yine kendisi olduğunu neden aklında gelmez.
Neden kaçışlarında kendisine başka sığınak aramak zorunda kalır.
İnsan neden Hatalarıyla yüzleşmekten korkar?
Hatalarıyla yüzleşen insan doğruya bir adım daha yaklaştığın fark edemez.
Her hata doğruya giden bir adım olduğunu neden görmek istemez?
Kaçmak asla çare değil.
Kendinden kaçan dipsiz kuyuya düşer.
Ve o kuyu içerisinde boğulup gider.
O yüzden kendimizi dipsiz kuyuya atmaktan vazgeçelim.
Biz kendimizi eksikliklerimizle, doğrularımızla, yanlışlarımızla sevelim.
Unutmayalım önce biz kendimizi seveceğiz.
O dan sonra başkalarının bizi sevmesini arzu edeceğiz.
Her şeyin başında önce kendimiz olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.