Tüm dünya, geçtiğimiz Cumartesi gününden itibaren ABD–İsrail–İran hattında yükselen gerilime kilitlenmiş durumda.
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in, müzakereler devam ederken İran’a saldırması ve bunun neticesinde İran’ın dini liderinin hayatını kaybetmesi, gerilimi doruk noktasına taşıdı.
Ancak herkesin zihnindeki asıl soru şu:
Bu iş nereye gidiyor?
Nerede duracak?
Nasıl sonuçlanacak?
İran’ın beklenmeyen ölçekteki misillemeleri karşısında dünya açıkça şaşkınlığa uğradı. Başta ben olmak üzere milyonlarca insan, İran’ın bu denli kapsamlı ve sert bir karşılık vereceğini tahmin etmiyordu.
Gelinen noktada İran, kendi açısından sürpriz olmayan; fakat dünya kamuoyu açısından oldukça şaşırtıcı bir askeri cevapla ABD–İsrail bloğuna karşılık vermeye başladı.
Ortaya çıkan tablo gösteriyor ki; bu gidişat devam ederse bölgesel bir savaşın eşiğinden küresel bir yangına uzanan tehlikeli bir yolun taşları döşenmiş olacak.
Peki sorulması gereken bir başka soru daha var:
Müzakereler sürerken bir devletin başka bir devlete saldırması hangi uluslararası hukukta yazıyor?
Nükleer program gerekçe gösteriliyor. Ancak madem mesele nükleer faaliyetlerse, neden yalnızca İran konuşuluyor? Bu sorunun cevabını herkes biliyor ama yüksek sesle dile getirmekten kaçınıyor. Görünen o ki nükleer meselesi bir gerekçe; asıl mesele ise güç dengesi.
Fakat hesapta olmayan bir gelişme yaşandı:
İran’ın bu kadar sert bir karşılık verebileceği öngörülemedi.
Şimdi daha da sertleşen söylemler ve adımlar, tüm insanlığı İran üzerinden derin bir bilinmezliğe, bir dip kuyuya sürükleme riskini taşıyor.
İşte bu nedenle bu yazının adını “ÇIKMAZ SOKAK” koydum.
Çünkü yayılan bu kıvılcım, kontrol altına alınmazsa tüm dünyayı içine çekecek bir ateşe dönüşebilir. Böyle bir senaryoda kazanan olmayacak. Çıkmaz sokakların sonunda zafer yoktur; yalnızca duvar vardır.
Bu çıkmazın sonunda;
Kaos var.
Ölüm var.
Gözyaşı var.
Vahşet ve soykırım var.
Tarih bize bunu defalarca gösterdi.
I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı insanlığın nasıl karanlık bir döneme sürüklendiğinin en acı örnekleridir.
Eğer aklıselim galip gelmezse, bugün atılan adımlar yarının kapkara sayfalarına yazılacaktır. İnsanlık, “Çıkmaz Sokağın” içinde kaybolmuş bir dönemi daha tarihine eklemek zorunda kalabilir.
Bu nedenle devletlerin, ateşi körüklemek yerine söndürmeye yönelmesi hayati önem taşıyor. Küresel bir yangın, yalnızca bölgeyi değil; dünyayı yakar.
Temennim odur ki insanlık kazanır.
Savaşı ve kaosu isteyenler kaybeder.