beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü
Bugun...


AV. SEDAT İLBEGİ

facebook-paylas
Ali Hamaney Suikastı Sonrasında İran İstihbaratının Tutumu ve Etkiselliği
Tarih: 03-03-2026 21:31:00 Güncelleme: 03-03-2026 21:31:00


'ABD'nin Muhtemel İran Müdahalesinin Kürt Ayrılıkçı Hareketleri Üzerindeki Etkileri' yazımızda daha önce olası ABD'nin İran müdahalesinin kuvvetli olasılığını işlemiştik. Nihayetinde beklenilen oldu ve artık durum dünden daha ciddi. Yarın nelere gebe, bölgesel ve küresel çapta ne gibi dalgalanmalar yaşanacak, şimdilik muamma! Ancak en net çıkarım, uluslar arası hukuk ve uluslar arası örgütlerin, kuruluş ve ortaya çıkış amacının dayanaksız kalmış olmasıdır. Dünya milletleri, ülkeler arası silahlı çatışmalar ve vesayet kuvvetlerinin halka karşı saldırıları kıskacında, masum sivil katliamlarını sürekli zihinlerde mükerrer olarak seyretmektedir. 2. Dünya Savaşı sonrasında amaçlanan kalıcı barış ortamına karşı bizzat kurucu ülkeler kayıtsız kalmakla birlikte, yeryüzündeki örgütlü tüm halklara kavratılan hakikat da, güçlünün güçsüze mutlak hakimiyetinin ilelebet kalıcı olacağıdır. Birleşmiş Milletler Paktı(26 Haziran 1945), Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi(10 Aralık 1948), İnsan Hakları ve Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi(3 Eylül 1953), yazı üzerindeki temenniler olarak kalmaktan öteye gidememiş, insanlık onurunun ağırlığına yakışır proaktif ve interaktif ehemmiyet kazandıramamıştır. Diplomasi literatüründeki  yapıcı muğlaklık(constructive ambiguity) kavramı da, küresel ve bölgesel sorunların gelişimine adeta beşinci boyut kazandırmış, sentezinde ise yalnızca kalıcı muğlaklık(permanent ambiguity) sorunsalının acı dayatmasına insanlığı maruz bırakmıştır!

ABD-İsrail İttifakının Stratejik Hedefi

28 Şubat 2026 itibarıyla başlayan ABD-İsrail işbirliği altındaki İran saldırılarının, saha okumalarından ve savaşın seyrinden anlaşıldığı üzere, önceki saldırılardan çok daha farklı ilerlediği gerçeği ortaya çıkmaktadır. Aralarında İran Dini Lideri(velayet-i fakih) Ali Hamaney'in de bulunduğu pek çok üst düzey İran'lı yetkili, ABD-İsrail ortak saldırıları neticesinde suikasta uğrayarak öldürüldüler. Taraflar arasında resmen başlayan mevcut savaş ikliminin en temel yansıması olarak, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun stratejik hedefi olan,  İran'ın ilk etapta dumura uğramasından ve emir-komuta zincirinin dağılmış bir görüntü sergilemesinden istifade ederek, psikolojik harekatın matematiksel argümanları yerel halk ile harmanlanıp bir rejim değişikliğine doğru evrilmesi şeklindeydi! Görünen o ki, Trump yönetimi Venezuela'daki Maduro'yu teslim almasının sağladığı kazanımların bir benzerini, İran pratiği ile de elde edebilmek istemiştir. Peki, ABD-İsrail ittifakı açısından, harekat tarzı aynı amaca matuf olarak yapılan Ali Hamaney suikastından aynı sonuç elde edilebildi mi?

İran İstihbaratının Dönüşümü ve Hakkındaki Bazı Eleştiriler

7 Ekim 2023 tarihinde, mezalim altındaki Filistin halkının direniş örgütlerinden HAMAS'ın, İsrail içlerine doğru düzenlemiş olduğu bir kısım saldırıların neticesinde, Filistin’e karşı vahşi saldırılar İsrail kanadınca gerçekleştirilmiş aynı zamanda İsrail ve İran arasındaki gerilim her geçen gün artarak devam etmiştir. HAMAS-İsrail Savaşı sırasında, 2024 Verzigan Helikopter Kazası olarak tarihe geçen ve İsrail İstihbarat Birimi MOSSAD'ın faaliyeti olduğu kanımızca düşünülen suikast neticesinde; İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan hayatlarını kaybetti. Yine HAMAS Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye, 31 Temmuz 2024 günü İran'ın başkenti Tahran'da uğradığı suikast sonucu şehit edildi. İran'ın üst üste yaşadığı suikastlar, istihbarat noktasında ciddi zafiyetler yaşadığı sorularını akıllara getirdi. MOSSAD'ın İran içindeki faaliyetleri ve operasyon gücü, son dönemde Dünya kamuoyunca da, İran'ın sergilediği askeri gelişim göstergelerinin adeta bir kağıttan kaplan olmaktan öteye gidemeyeceği yorumlarına sebebiyet verdi! İran'ın önceki Cumhurbaşkanlarından Mahmud Ahmedinejad'ın beyanatlarından birinde de belirtmiş olduğu şekliyle, MOSSAD ajanlarının İran Devlet Teşkilatı içindeki kritik noktalara ne denli eriştiği itirafları da birlikte değerlendirildiğinde, yaşanılan hadiselerin içeriği daha da alenileşmiştir.

Aslında mevcut savaş iklimi içerisinde yapılan Ali Hamaney suikastı, İran İstihbarat Bakanlığı üzerindeki şaibeleri bir kez daha ciddi oranda arttırmış olsa da, sıcak çatışma ortamındaki özellikle 2 Mart gecesi ve devamındaki İran Askeri Kuvvetleri’nin mütekabiliyeti, parametreleri tersine çevirmiş olarak görünmektedir. İran İstihbaratı'nın temellerini oluşturan SAVAK ve sonrasında yaşadığı dönüşümlerin eseri olan VAJA ve DMO(Devrim Muhafızları Ordusu) unsurları, yurt içi ve yurt dışı operasyonel gücü yüksek olarak gösterilen istihbarat örgütleri arasında yerini almaktadır. CIA-MOSSAD istihbari ortaklığına ve ABD-İsrail askeri harekatının teknolojik savaş aygıtlarının tahrip edici gücüne rağmen, İran'ın devlet ve toplum olarak dağınık bir görüntü sergilemesi bir yana, bilakis devlet gücünü tekrardan tahkim ettiği görünmektedir. Kanaatimizce, İran İslam Cumhuriyeti'nin tekrardan psikolojik üstünlüğü sağlamasındaki en büyük unsurunun, istihbarat faaliyetlerindeki dirliği sağlamasından mütevellittir.

ABD-İsrail İttifakı ve İran Savaşının Seyri

Saha analizi yapan pek çok analist ve uzman görüşü, daha çok İran'ın jeopolitik konumu ve balistik füze teçhizatı başta olmak üzere kamikaze insansız hava araçları ile psikolojik üstünlüğü sağladığı şeklindedir. İlaveten İran'a bağlı vekil güçlerin savaşa dahil olmasıyla çatışmaların kapsamının genişletilmesi bir başka başat unsur olarak yorumlanmaktadır. Hürmüz Boğazı'nın taşımacılık faaliyetlerine kapatılmasıyla petrol sevkiyatının sekteye uğratılması ve de Körfez Ülkeleri(Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, BAE vs.) üzerinde İran'ın, ABD üs ile temsilciliklerine karşı füze ve kamikaze insansız hava araçları saldırılarının yoğunlaşması, ayrıca demir kubbe olarak adlandırılan İsrail hava savunma sisteminin, Tel Aviv başta olmak üzere ülke sathında gerekli güvenliği sağlayamamış olması, savaşın gidişatındaki rüzgarları İran lehine çevirmiş görünmektedir. Tüm  yorumların doğruluğuna, yüzeysel manada rasyonelliğine hiçbir aykırı söylem geliştirmek mevcut şartlar içerisinde mümkün değildir. Ancak en çok hafiye teşkilatının etkiselliği üzerinde durulması, daha eftal ve açıklayıcı bir tutum olacaktır.

Dünya Savaşlar Tarihi, pek çok realiteyi içerisinde barındırmaktadır. ABD-İsrail ve İran Savaşı da bunlardan biridir. Savaşların parametreleri ve sonuçları, tarihsel süreç içerisinde bir takım değişimleri de terminolojik olarak barındırmaktadır. Savaşlar Tarihi boyunca; teknoloji, strateji, ülke sınırları ve rejimleri, liderler, perspektifler ve ordu düzenleri köklü değişiklikler geçirmiştir. İstihbarat faaliyetlerinin önemi ve etkiselliği, Savaşlar Tarihi’ndeki yegane başvurucu, değişmeyen yöntemi olarak karşımıza çıkarmaktadır. Mıchael Bar-Zohar ve Nıssım Mıshal tarafından yazılan 'MOSSAD' ile Arslan Tekin tarafından kaleme alınan 'Alamut'un Büyüsü' kitaplarını tam da bu noktada tavsiye olarak belirtmekte yarar görüyorum. Hassan Sabbah'ın önderliğindeki 'haşhaşiler', Alamut Kalesi'nden imparatorlukların adeta belini büken istihbari faaliyetleriyle tahakkümlerini gerçekleştirmişlerdi. Yakın geçmişe gelecek olursak, Soğuk Savaş dönemindeki istihbari faaliyetlerin etkiselliği izahtan varestedir. Daha nice sayılabilecek örnekler mevcuttur.

 

 

Ali Hamaney Suikastının İran İslam Cumhuriyeti’ndeki Yansımaları

Konumuza dönecek olursak, esasında İran dini lideri Ali Hamaney'in suikast sonucu öldürülmesi, kanaatimce İran istihbarat unsurlarının kılcallarına işleyen MOSSAD hücrelerinin temizlenmesine vesile oldu. Emin olunamayan ajanların iletişim ağlarının ve hangi pozisyonda olduklarını anlama çalışması demekle yetinelim. En sert deşifre faaliyetlerinden biri de diyebiliriz! Bunun için Ali Hamaney bir denek miydi, şaibelidir ancak çalışma ofisi içerisinde suikasta uğraması farklı bir projeksiyona sebebiyet vermektedir. Zira dini liderin konumu ve nüfuzu, diğer suikasta uğrayan üst düzey liderlerle mukayese edilemeyecek kadar derin bağlar ve içtihatlar barındırmaktadır. Çalışma ofisinde öldürülmeyi beklemek, ilgili makamın tanımından uzak soyut bir vaka olacağından, haliyle iradi bir tavır olmaktan azade yorumlanmalıdır. Ülkelerin metotları ve yorum biçimleri, en yüce çıkarlarını muhafazaya yönelik olmaktadır. Normal olan da budur! Uluslararası ilişkilerin mütekabiliyet esasına dayalı olması boşa değildir. İran bu yönüyle de kapalı bir toplum kisvesiyle ilerlediğinden, kendileri için kimin feda edilmesi gerektiğine elbette yine kendileri karar vermişlerdir. Konu, dini lider kadar hayati olsa bile! Ancak yaşanan son ahval ve şerait göstermektedir ki, İran birlik ve dirliğini istihbarat birimleri riyasetinde sağlamış, dahili ve harici büyük oranda zarar verici faktörlerden arınmış olacak ki, ABD-İsrail saldırıları kapsamında emperyal dominasyon ile murat ettikleri halk hareketi filizlenmediği gibi İran tahkim ettiği askeri unsurları aracılığıyla, Orta Doğu coğrafyasında yeniden psikolojik üstünlüğü ele geçirmektedir. Belki savaş sonucunda Ali Hamaney’in ölümü, daha steril bir ortamda tartışılma imkanı bulacaktır. Şimdilik donelerimiz kısıtlı ve oldukça gizler barındırmaktadır.



Bu yazı 48 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI